
Bahsi geçen bölge Güneş Sisteminin yıldızlar arası ortam ile sınırını oluşturuyor ve biliyoruz ki Güneş de galaksimizin merkezinin etrafında döndüğünden, sınırı oluşturan bu yapı ile birlikte yıldızlar arası madde içerisinde hareket ediyor. Bundan önceki araştırmalar Güneş Sistemini sarmalayan bu yapının kuyruklu yıldıza benzer bir şekli olduğunu gösteriyordu; yani yoğun bir top şeklinde bir kafa ve ardında bir kuyruk. Cassini uydusunun son verileri ise bu model üzerine tekrar düşünülmesi gerektiğini gösteriyor, çünkü yapılan son ölçümler heliosphere'in bir küre şeklinde olduğunu söylüyor.

Cassini'den haberdar olanlar "Cassini ve heliosphere'in ne ilgisi var?" diyebilirler(haberdar olmayanlar için Cassini Saturn etrafında dolanan bir uzay aracı); ben de öyle düşünmüştüm fakat bilmediğimiz şey Cassini'nin üzerinde Satürn'ün manyetik alan ölçümlerini yapan bir dedektör olması ve bu dedektörün heliosheat'den Güneş Sistemi'nin içine doğru yönelmiş yüksüz parçacıkları da tespit edebilmesi.
Peki yüksüz parçacıklar nasıl oluşuyorlar? Yıldızlar arası madde sınırındaki soğuk yüksüz gaz ve Güneş rüzgarları ile gelen yüksek enerjili plazma(elektron ve iyonlardan oluşan) bulutunun karşılaşması sonucunda plazma haldeki atomlar yüksüz hale geçerek manyetik alanın etkisinden kurtulurlar ve Güneş Sistemi'nin içine doğru yönelirler. Bu gibi durumlar Güneş Sistemi'nin sınır bölgesinin yanında gezegenlerin çevresinde de sıklıkla görülür. İşte, Cassini üzerindeki dedektörler Satürn dışından gelen bu yüksüz parçacıkları tespit ederek bir harita çıkardılar ve bundan yola çıkarak Güneş Sisteminin şeklini modellediler. Elde edilen verilere göre sınır bölgenin kalınlığı Dünya-Güneş mesafesinin 30-40 katına yakın ve şekli daha çok küreye benziyor.

Küçük bir not olarak da 70'lerin sonlarında uzayın derinliklerine gönderilen Pioneer araçları şu anda heliosheat içinde hareket ediyorlar ve yeni modele göre 2020'ye kadar Güneş Sistemi'nden çıkıp artık yıldızlar arası maddenin içinde yol almaya başlayacaklar...
0 yorum:
Yorum Gönder